EA Sports’un her sonbaharda piyasaya sürdüğü yeni oyun EA Sports FC 27, malumunuz ligler açıldıktan ve transfer dönemi kapandıktan hemen sonra güncel kadrolarla kapımızı çalıyor. Bu yılki yapım, seriyi baştan aşağı değiştiren devrimsel bir şey vaad etmiyor; daha çok mevcut mekanikleri cilalayıp işin suyunu çıkaran noktaları düzeltmeye odaklanmış. İlk bakışta alt tarafı bir kadro güncellemesi gibi dursa da, oynamaya başlayınca FC 26’daki o sinir bozucu denge ve yapay zeka problemlerini düzeltmek için cidden uğraştıklarını fark ediyorsunuz.
Pazarlama tarafında en çok ses getiren yenilik, oyuna sokulan “The Grounds” adındaki açık dünya merkezi olmuş. NBA 2K’in The City modundan esinlendikleri gayet açık; burası Birleşik Krallık, Fransa ve Arjantin sokak futbolu kültürünü harmanlayan üç farklı bölgeden ibaret. Kendi avatarınızı yaratıp bu sokaklarda dolanabiliyor, ufak maçlar atabiliyor ya da binaların arasına saklanmış hedeflere nişan alarak yeni kıyafetler falan açabiliyorsunuz. Alex Hunter’ın bu modla geri dönmesi ve Pro Clubs’ın doğrudan buraya bağlanması da nostalji ve topluluk açısından hoş detaylar.
Tabii kağıt üstünde harika duran The Grounds, pratikte bazı teknik çatırtılarla geliyor. Mini oyunlardaki o hantal animasyonlar insanın hevesini kursağında bırakabiliyor. Üstelik sokaklarda canlı oyuncular yerine tamamen tepkisiz NPC’lerin koşturması ortama biraz hayalet kasaba havası veriyor. Gelişim kısmında ise kaleci, defans, orta saha ve hücum için ayrılan arketiplerle karakterinizi şekillendiriyorsunuz. “Amps” denilen sistemle geçici bonuslar almak mümkün ama kafaya takmayın, uzun vadede P2W (para yatıran kazanır) bir bataklığa dönüştürmemişler.
Asıl büyük değişim, herkesin şikayetçi olduğu savunma sisteminde yapılmış. FC 26’daki o “bırak yapay zeka savunsun, sen git ön liberoyu kontrol et” ezberi bu oyunda tarihe karışmış gibi. Artık elle yapılan ikili mücadeleler, zamanında atılan müdahaleler sonuna kadar ödüllendiriliyor. Topa girerken o sertliği hissediyorsunuz; oyuncuların fiziği birbirine çarpınca oyunun seyri değişiyor. Haliyle hücum yaparken de üç kere düşünmek, topu vücutla saklama mekaniğini aktif kullanmak zorunda kalıyorsunuz.
İşin en acayip ve gerçekçi tarafı ise yapay zekanın artık bizzat bizim gibi “insani” hatalar yapabilmesi. Kötü bir stoper aldıysanız maç içinde pozisyon hatası yapabiliyor, yanlış açıdan koşabiliyor ya da gidip ceza sahası önünde sarı kartlık küt diye faul yapabiliyor. Artık ezbere oynanan yapay zeka açıklarıyla gol atmak yerine, pas trafiği kurup rakibin hatasını kollamak çok daha tatmin edici bir futbol keyfi veriyor.
Futbolcuların sahadaki karakterleri de resmen parmak ısırtıyor. İstatistiklerin ötesinde, yıldızların o kendine has tarzı birebir sahaya aktarılmış. Mesela Erling Haaland’ı kontrol ederken o fizik gücünü, stoperleri nasıl ezdiğini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Kylian Mbappé hem savunmanın belası bir bitirici hem de oyun kurucu olabiliyor. Lamine Yamal’la sağ kanattan o klasik diyagonal koşuları atıp içeri pas çıkarmak ise ayrı bir keyif.
Ultimate Team tarafında da bu “kartın üstündeki puandan ibaret olmama” olayı benimsenmiş. Sadece gücü yüksek diye bazı kartlar hemen çöpe atılmıyor, saha içindeki dinamikler daha değerli. Kadro Kurma Görevleri artık puan tabanlı, yeni eklenen Gallery sayesinde de topladığınız kartları derecelendirip formalar ve jetonlar koparabiliyorsunuz.
Kariyer moduna gelince; Menajer Kariyeri’nde sonunda oyuncunun “yaşam kalitesini” artıran dokunuşlar yapmışlar. O uzun uzun, gına getiren transfer görüşmesi sahnesini kaldırıp yerine hızlı telefon görüşmeleri getirmişler. Dinamik derecelendirme sistemi de yenilendiği için futbolcular formsuzsa dibe vurabiliyor, doğru idare ederseniz zirveye çıkabiliyor. Taksitli transferler, oyuncuların saçma sapan teklifleri reddetmesi ve ezeli rakipler arasındaki transfer kapışmaları ortama bayağı bir gerçekçilik katmış. Oyuncu Kariyeri ise büyük ölçüde aynı kalmış ama en azından futbolculuktan doğrudan menajerliğe geçiş izni vermeleri güzel detay.
Görsel anlamda EA Sports FC 27 sınıfının açık ara lideri olmaya devam ediyor. Maçtan önce şehrin barlarını, taraftarların maç havasına girmesini gösteren yayın akışları atmosferi yukarılara taşıyor. Tribünler inanılmaz dinamik; takımınız 3-0 yenik duruma düştüğünde stadın sessizleşip boşalması, çekişmeli anlarda coşkunun tavan yapması harika işlenmiş. Deplasman seyircisinin o baskıyı kırması, dev tifolar, pankartlar hatta taraftarların üzerindeki eski sezon formaları gibi ince detaylar gözden kaçmıyor.
Özetle; EA Sports FC 27 tekerleği yeniden icat etmiyor ama getirdiği ince ayarlarla top oynamayı cidden daha akıcı ve zevkli hale getiriyor. Tek bir devrimsel hamle bekleyenleri belki tam tatmin etmez ama savunma sistemindeki iyileştirmeler, oyuncuların kendine has hissi ve o devasa atmosferiyle FC 26’nın epey üzerine koyduğu kesin. Seriye ara verenler veya Ultimate Team’de her yıl ter dökenler için gayet tatmin edici bir paket olmuş.
